Telve Kahve

Türk Kahvesi Espresso'dan Nasıl Farklı?

Mutfağımdaki rafta yan yana duran iki şey var: bakır bir cezve ve portafiltresi hâlâ dünkü kahvenin kokusunu taşıyan bir espresso makinesi. Yıllardır her ikisini de neredeyse her gün kullanıyorum ve bana en sık sorulan soru şu: "İkisi de koyu, ikisi de küçük fincanda geliyor, fark ne?" Görünüşteki bu benzerlik aslında yanıltıcı. Türk kahvesi espresso fark meselesi öğütme boyutundan başlayıp suyun kahveyle temas biçimine, oradan da fincanda ne hissettiğinize kadar uzanan bir zincir. Aşağıda bu zinciri kendi tecrübemle, halka halka anlatmaya çalışacağım.

Öğütme: İkisi de "ince" ama aynı ince değil

İlk yanılgı burada başlıyor. Espresso için kullandığım toz, parmaklarımın arasında ovuşturduğumda hafif kumsu bir doku bırakıyor; ince şeker tanesinden biraz daha küçük diyebilirim. Türk kahvesi ise resmen pudra. İlk kez Türk kahvesi ayarında öğüttüğüm gün değirmenimden çıkan tozun havada asılı kaldığını hatırlıyorum; unla karıştırırsanız ayırt edemezsiniz.

Bu fark tesadüf değil. Espressoda su, pompanın bastırdığı yüksek basınçla kahve keki içinden geçmek zorunda. Toz aşırı ince olursa su geçemez, kahve boğulur, acı ve yanık bir sıvı alırsınız. Türk kahvesinde ise suyun bir yerden geçmesi gerekmiyor; toz suyun içinde kalıyor, çözünüyor ve sonunda fincanın dibine çöküyor. Yani telve, kusur değil yöntemin parçası.

Sitede toz boyutunun demleme kalitesini nasıl belirlediğini ayrı ayrı ele aldığım bir bölüm var; oradaki mantık bu iki yöntemi kıyaslarken de temel oluşturuyor.

Pişirme mi, ekstraksiyon mu?

Burada işin felsefesi ayrılıyor. Espresso bir ekstraksiyon işlemi: yaklaşık 9 bar basınç altında, 90 santigrat civarındaki su, sıkıştırılmış kahve kekinden 25-30 saniyede geçiyor. Suyun kahveyle teması kısacık. Bu kısalık sayesinde aromatik yağlar ve çözünen maddeler yoğun biçimde alınırken, uzun temasta ortaya çıkan sert acılıklar geride kalıyor. Üstteki crema da bu basıncın, çekirdekteki karbondioksitle buluşmasının ürünü.

Türk kahvesi ise gerçek anlamda pişiyor. Toz ve soğuk su cezvede birlikte ısıtılıyor; ben genelde kısık ateşte, acele etmeden, köpük kabarana kadar bekliyorum. Su hiç kaynama noktasına dayanmadan, yavaşça ısınırken çözünme gerçekleşiyor. Toplam süre üç dört dakikayı bulabiliyor. Yani espressoda saniyeler, Türk kahvesinde dakikalar konuşuyor.

Pratik bir sonucu şu: Türk kahvesinde hata affediciliği düşük ama müdahale şansınız yüksek. Ateşi kısabilir, cezveyi ocaktan alıp geri koyabilirsiniz. Espressoda ise düğmeye bastıktan sonra seyirci konumundasınız; bütün karar öğütme ayarında, dozda ve tamperlemede verilmiş oluyor.

Fincandaki deneyim: doku, tortu ve içiş temposu

Espressoyu içtiğimde ağzımda kalan his yağlı, kadifemsi ve kısa. Yoğun ama temiz; yudumdan sonra damakta pürüzlü bir kalıntı bırakmıyor. 25-35 ml'lik bir içeceği iki üç yudumda bitiriyorum.

Türk kahvesi bambaşka. Toz fincanda kaldığı için sıvı hafif pütürlü, daha "dolu" bir gövdeye sahip. Yavaş içmek zorundasınız, çünkü dibe doğru indikçe telveye yaklaşırsınız. Bu yüzden Türk kahvesi sohbet kahvesi; espresso ise bir duraklama, bir tazelenme anı.

Türk KahvesiEspresso
ÖğütmePudraİnce kumsu
YöntemOcakta yavaş pişirmeBasınçlı ekstraksiyon
Süre3-4 dakika25-30 saniye
Servis hacmi60-80 ml25-35 ml
TortuVar (telve)Yok
Ekipman maliyetiDüşükYüksek

Hangisi size göre? Karar verirken baktığım üç şey

İkisi arasında seçim yapmak zorunda kalan arkadaşlarıma şunları soruyorum:

  1. Bütçe ve alan. Cezve, kısık ateş veren bir ocak ve iyi bir değirmen yeterli. Espresso tarafında ise makinenin kendisi kadar öğütücü de belirleyici; espresso makinesi çeşitlerini incelerken bu ikinci kalemi hesaba katmayanlar sonradan hayal kırıklığı yaşıyor.
  2. Süt sever misiniz? Latte, cappuccino gibi içecekler espressonun yoğun gövdesi üzerine kurulu. Türk kahvesi sütle aynı esnekliği vermiyor.
  3. Tortu sizi rahatsız ediyor mu? Telveyi sevmiyorsanız Türk kahvesiyle barışmanız zor. Tersine yoğun ama pürüzsüz bir fincan istiyorsanız espresso ya da ona yakın bir yoğunluk sunan moka pot daha uygun.

Bir de orta yol var: AeroPress'in kısa demlemeleri ya da moka pot, espressonun yoğunluğuna makine olmadan yaklaşmanızı sağlıyor. Ama dürüst olayım, hiçbiri crema üretmiyor ve gerçek espressonun yerini tutmuyor. Aynı şekilde hiçbir yöntem de cez